Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pırlantanın gerçek olduğu nasıl anlaşılır ?

booteknik
Yeryüzündeki en değerli taş olarak tabir edilen elmas’ın 57 fasetli (Faset, ışığı yansıtan açılı yüzeylere verilen isim) olarak kesilmesinden elde edilen pırlanta,hemen her kadın tarafından beğenilen bir taştır. Ancak hem önemli özellikleri, hem de dünya çapında çok fazla ilgi görmesi sebebiyle maddi değeri de yüksek olan bir taştır. Durum böyle olunca da, yüksek meblağlar verip alacağınız pırlantanın gerçek olup olmaması çok ama çok önemlidir. Peki, satın almak istediğimiz bir pırlantanın gerçek olup olmadığını nasıl anlarız ? Gerçek pırlanta nasıl anlaşılır ? Bu yazımızda size bu konularla ilgili bilgiler vereceğiz.
Çoğu insan bir pırlantanın taklidi yapılmışsa onu sahte olarak kabul eder. Ancaksahte bir pırlantanın gerçek tanımı aslında pırlanta olmayan bir şeyin pırlanta olarak sunulmasıdır. Öncelikle buradaki ayrıma dikkat etmek gerekir.
Günümüzde piyasada pırlanta diye satılan pek çok taş vardır. Bunların en yaygın olanları, yapay taş olan kübik zirconia, zirconium silicate ve beyaz safirdir. Bunlardan sonra ise tüm sahte taşların kralı olarak kabul edilenmoisanit gelmektedir. Pırlanta diye satılması en kolay olan taş moisanit’tir, çünkü moisanit tıpkı bir pırlanta gibi parıldar, ışıldar ve aynı göz alıcılığana sahiptir. Bu taşların dışında bir de laboratuarlarda üretilmiş pırlantalar bulunmaktadır. Bu pırlantalar da gerçek pırlantalarla aynı fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir.
PEKİ PIRLANTANIN GERÇEK OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR ?
Bir pırlantayı kontrol ediyorsanız, eğer yapmanıza imkan varsa, kendi kendinize yapabileceğiniz basit testler bulunmaktadır. Gerçek pırlanta ile sahte pırlantayı ayırt etmeyi sağlayabilecek bu testler şunlardır :
Pırlantanın gerçek olduğu nasıl anlaşılır ?
Pırlanta şeffaflık testi : Gerçek bir pırlanta şeffaf değildir. Sahte pırlantayı anlamanın en kolay yolu şeffaflık testidir. Örneğin bir gazetenin üzerine konulduğunda kelimeler buğulu görünür. Bu görünüm, onu yapay pırlantalardan ayırt etmekte kolaylık sağlar. Ancak bu testle ilgili bazı istisnai durumlar olabilir. Örneğin bazı pırlantalar sığ kesildiği için okumaya olanak sağlayabilir. Burada, bu hususu göz önünde bulundurmak gerekir. Pırlanta şeffaflık testini ise şu şekilde yapabilirsiniz :
Pırlantanız henüz serbestse (yüzüğe monte edilmemişse) ilk olarak temiz olduğundan emin olun, sonra pırlantayı sivri ucu (culet) yukarı gelecek şekilde bir gazetenin üstüne koyun. Gerçek bir pırlanta ile kelimeleri açık şekilde göremezsiniz. Bir pırlantanın içinden bakıyorsanız, kelimeler biraz buğulu bir şekilde görünmelidir.
Pırlanta parlaklık testi : Pırlanta, eşsiz parlaklığa sahip bir taştır. Taşın kesimi, kesim oranları ve fasetleri, ona özgü bu ışıltıyı sağlamak için tasarlanmıştır. Bu nedenle pırlantanın gerçekliğini anlamak için öncelikle bakılması gereken şey pırlantanın verdiği ışıltıdır. İçinden geçen ışığı keskince bükerek yüksek bir kırılma oranına sahip olan pırlantaların bu ışıltısı, yapay taşlarda görülemeyecek bir özelliktir. Bu nedenle yapay pırlantalar, gerçek pırlantalar kadar ışıltıya sahip değildir.
Pırlanta yansıma testi : Pırlantanın gerçek olup olmadığını anlamanın diğer bir yolu da renklerden geçmektedir. Pırlantanın yansımaları gri tonlarındadır. Eğer pırlantayı ışığa tuttuğunuzda yansımaları çok renkli bir görüntü (gökkuşağı gibi) oluşturuyorsa pırlanta ya sahtedir ya da düşük kaliteli bir pırlantadır. Ayrıca gerçek pırlantalar sahtelerinin aksine tüm taraflarından yansıma yaparlar.
Pırlanta su testi : Sahte pırlanta ile gerçeğini ayırmanın bir başka yolu da su testidir. Suya konulduğunda yüzeyde kalan yani suda batmayan pırlantalar sahtedir. Gerçek pırlantalar suya konulduğunda hemen batarlar.
Pırlanta buğu testi : Bu testi yaparken taşın yağdan, kirden ve pislikten arındırılmış olduğuna emin olun ve pırlantaya üfleyin. Pırlantaya üflediğinizde taşın üzerindeki buğu kısa sürede kendiliğinden silinmelidir. Eğer buğu 4 saniyeden fazla pırlanta üzerinde kalırsa taşın sahte olma ihtimali artar.
Pırlanta darbe testi : Gerçek pırlanta hiç bir haberden etkilenmez ve çizilmez. Bir metalle pırlantayı çizmeye çalışın eğer taş bozuluyorsa o pırlanta sahtedir.
Pırlanta aşınma belirtileri : Taş, aşınmış bir görüntü veriyorsa ve üzerinde çok fazla sıyrık ve çentik bulunuyorsa pırlanta sahtedir.
Yüzük malzemesi : Gerçek bir pırlanta yüksek kalite altın ya da platin üzerine yerleştirilir. Düşük kaliteli metaller üzerine yerleştirilmiş pırlantalar, büyük olasılıkla yapaydır.

Pırlantanın sahte olup olmadığı bu testlerle anlaşılsa da pırlanta alışverişi yapılmadan önce, satıcıdan pırlantanın sertifikasının olup olmadığını mutlaka öğreniniz. Satıcı firmanın logosu, ismi ya da bilgilerinin yer aldığı pırlanta sertifikası, satın aldığınız pırlantanın kimliği olarak elinizde olacaktır. Özellikle 1.00 ct ve üzeri pırlantalarda uluslararası geçerliliği olan sertifikalar ( GIA, HRD, IGI vb.) istenmelidir. Ve bu kimlik aldığınız pırlanta taşın değerini ölçtürmenizde size yol gösterecektir.
Tanınmış yerel bir kuyumcudan ya da değerli taşları inceleyen ünlü laboratuarlardan (GIA ve HRD gibi)derecelendirme sertifikasına sahip olan bir satıcıdan pırlanta almak gerçek bir pırlanta aldığınızın garantisidir.Ancak pırlantayı özel bir topluluktan aldıysanız ve sertifikanız yoksa pırlantayı termal, ağırlık ve ışınım testlerine tabi tutarak bileşimini ve kıymetini sertifikalayacak bağımsız, tanınmış bir ekspere kontrol ettirin. Eğer bir şüpheniz varsa, sahte bir pırlanta almadığınızı ancak güvendiğiniz bir profesyonel kuyumcuya pırlantanızı inceleterek garanti altına alabilirsiniz.

Bu ağaç tam 40 farklı meyve verebiliyor

booteknik

Bu ağaç tam 40 farklı meyve verebiliyor


Bu zamana kadar aşılama işlemi ile tek ağaçtan birden fazla meyve elde edildiğibirçok kişi tarafından zaten bilinir. Peki, bir ağaçtan tam 40 farklı meyve alınabilirolduğunu söylesek ? Mesleki deneyimde oldukça tecrübeli olan Sam Van Aken adlı kişi, gerçekleştirmiş olduğu melez ağaç ile bu durumu gerçeğe dönüştürdü ve ortaya böyle bir “Aşure Ağacı” çıktı.
Syracuse Üniversitesi Sanat profesörlerinden Van Aken, bir çiftlikte büyümüş. Sanatçılıkla sürdürdüğü yaşamında edindiği bilgileri aile çiftliğinde öğrendikleriyle birleştirince, 40 meyveli bu şaşırtıcı ağacı geliştirmesi mümkün olmuş.
2008 yılında, New York Eyaleti Zirai Araştırma İstasyonu’ndaki bir meyve bahçesinin ödeneksizlikten kapanacağını öğrenen Van Aken, atalık, antika ve yerli meyve çeşitlerinin yetiştirildiği ve kimi ağaçları 150-200 yaşında olan bu bahçenin kapanmasının bu eski ve az bulunur meyve çeşitlerinin de yok olması anlamına geleceğini bildiğinden, meyve bahçesini satın almış. Sonra da, değişik ağaç türlerini tek bir ağaç gövdesine aşılamak üzere çalışmaya başlamış.
250 değişik çekirdekli meyve ile çalışan Van Aken, her birinin çiçeklenme dönemini bir zaman dizgesine yerleştirip bir kaç tanesini anaç ağacın köklerine aşılamakla başlamış işe… Anaç iki yaşına geldiğinde, bu kez de göz aşılarına başlamış. Durgun göz aşısında, bir meyve ağacından gözü olan bir dal parçası alınıp anaca eklenir, bantlanır ve kışı uyuyarak geçirir. Eğer aşı başarılı olursa, ertesi ilkbaharda, göz uyandığında dal budanır ve aşılı parça büyüyerek yeni meyve dalını oluşturur.
Yaklaşık beş yıl sonra, Van Aken ilk “40 meyve” ağacını tamamlamış. Dünya üzerinde şimdilik sadece 16 adet bulunan, tam 40 farklı meyve verebilen bu ağaç, senenin büyük çoğunluğu diğer ağaçlar gibi görünüyor. Fakat ilkbahar aylarında, size pembenin ve kırmızının 50 tonu dedirtecek kadar güzellikte renkleriyle baharın habercisi oluyor. Yaz sonunda ise 40 farklı çekirdekli meyve hasadı vermeye başlıyor.
Bu agac tam 40 farkli meyve verebiliyor
Sam Van Aken verdiği röportajda “gördüğüm ilk ve önemli sanat eseri olabilecek ağaç” diye tanımlıyor bu ağaçları. Fakat bu demek değil ki, Van Aken’ın yaşayan sanat eserleri hem aşçılık hem de tarımın ilgi alanı değil.
“Proje evrildiğinde ve genişlediğinde daha farklı amaçlar edinmeye başladı” diyen Van Aken ayrıca, “40 meyveli ağacı elde etmeye çalışırken ki çabalarımızda şunu fark ettim ki, pek çok sebepten dolayı ki buna sanayileşme ve tek türlü tarımın da dahil olduğu nedenlerden dolayı, besin üretiminde çeşitliliği kaybetmekteyiz. Bize kalan bu antik miras ve daha az ticari kaygıları olan yerel çeşitlilik gün geçtikçe kaybolmakta.” diyor.
Aslında her bir ağaç, buna kayısı, erik, şeftali, nektarin, kiraz ve bademin de dahil olduğu 40 farklı meyve vermekte. Van Aken bitkiler arası uyumluluk ve çeşitlilikten dolayı bu projeyi seçmiş. Şimdi bu ağaçlar müzelerde, topluluk merkezlerinde, özel sanat koleksiyonlarının içinde, ülkenin her bir tarafında ziyarete açık. Newton, Massachusetts; Pound Ridge, New York; Short Hills, New Jersey; Bentonville, Arkansas ve San Jose, Kaliforniya’da 40 meyve veren bu ağaçları görmek mümkün. Ağaçlar iki senede bir budanıyor. Şimdiden merakınızı giderelim, 40 meyve veren aşure ağaçlarının verdiği bütün meyveler yenilebiliyor (büyük ihtimalle hepsi de çok lezzetli). En azından olaya şu açıdan bakmak lazım, Van Aken ekinleri yok eden aç geyik sürüsü problemini ortadan kaldırmış sayılır.
Bu ağaçların en iyi tarafı ise, ağaçların hem meyve çeşidi hem de meyve miktarı bakımından mükemmel olması. Üstündeki meyvelerin hepsini ne yapacağınızı bilemediğiniz bir meyve ağacı yerine, çeşit çeşit meyvesini azar azar toplayabileceğiniz bir ağaç. Üstelik, meyveler farklı zamanlarda olgunlaştığı için, Temmuz’dan Ekim’e meyve toplamayı sürdürebiliyorsunuz.

Faydalı Bilgiler

Sinema

Teknoloji

Oyun

Müzik

Stajer

Güncel

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Stajer

Sağlık

Arşiv

Wallpaper

Mobil

Son Yazılar

Kategori

Bilim

Akorlar

Son Yazılar

Bumerang - Yazarkafe

Şiirler

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe
Şairlerden Alıntılar